Anasayfa Hakkimizda Mutfak Gosteri Bize Ulasin
Mutfak Taste the colors of Turkiye
Toronto Turkish FestivalTürk mutfağının seçkin lezzetlerini tattıran ve kendini sürekli geliştiren festival, ziyaretçilerini hayran bırakıyor. Pek çok yörenin geleneksel Türk yemeklerini, leziz kebaplarını ve tatlılarını sunuyor. Zengin mutfak kültürüne sahip ülkemizi, bu eşssiz mirasıyla Kanada gündemine getiriyor. Otantik Türk gıdaları, özgün Türk Döneri, orjinal Tantuni-kebap, şiş-kebap, gözleme, bazlama ve bölgesel unlu mamüllerimiz görücüye çıkıyor. Hamur işi yemekler ziyaretçilerin gözleri önünde geleneksel pişirme yöntemleriyle yapılıyor. Mesir macunu, şekerleme, yayık ayranından Türk lokumuna, baklava, dolma, sarmaya kadar özenle seçilmiş Türk damak tadınının örnekleri sergileniyor.

Lokum
LokumOsmanlıca rahat ul-hulküm yani boğaz rahatlatan kelimesinden türeyen Lokum, yaklaşık 15. yüzyıldan beri Anadolu’da bilinmekle birlikte, özellikle 17. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yaygınlaştı. Avrupa’da ise bir İngiliz gezgin aracılığıyla 'Turkish Delight' adıyla 18. yüzyılda Lokumtanınmaya başlandı. Daha önceleri bal ya da pekmez ve un bileşimi ile yapılan lokumun 17. yüzyılda 'Kelle şekeri' olarak bilinen rafine şeker ile özellikle nişastanın bulunup ülkeye getirilmesi sayesinde hem yapımı, hem de lezzeti değişti.

Yüz yıl kadar önce Hacı Bekir’in dükkanını ziyaret eden ve lokumlarını çok beğenen bir turist, İngiltere’ye bir kutu lokum götürünce, “Turkish Delight” dünya çapında ün kazandı.


Türk Kahvesi
Türk KahvesiTürk Kahvesi, Türkler tarafından keşfedilen kahve hazırlama ve pişirme metodunun adıdır. Özel bir tadı, köpüğü, kokusu, pişirilişi, ikramıyla kendine özgü bir kimliği ve geleneği vardır. Telvesi ile ikram edilen tek kahve türüdür.

Kahvenin kökeni araştırmacılar tarafından 14. yy başlarında Güney Habeşistan'dan tüm dünyaya yayıldığı şeklinde belirtilmiştir. Bunun kaynağı da etimolojik olarak kahve ile yakın benzerlik gösteren Güney Habeşistan'daki Kaffa yöresi gösterilmektedir.

Önceleri Arap Yarımadası'nda kahve meyvesinin kaynatılması ile elde edilen içecek, bu yepyeni hazırlama ve pişirme metoduyla gerçek kahve lezzetine ve eşsiz aromasına kavuşmuştur. Kahve ile Türkler sayesinde tanışan Avrupa; uzun yıllar kahveyi, Türk kahvesi olarak bu yöntemle hazırlayıp tüketmiştir."

Türk Kahvesi1517 yılında Yemen Valisi Özdemir Paşa, lezzetine hayran kaldığı kahveyi İstanbul'a getirdi. Türkler tarafından bulunan yepyeni hazırlama metodu sayesinde kahve, güğüm ve cezvelerde pişirilerek Türk Kahvesi adını aldı. İlk olarak Tahtakale'de açılan ve tüm şehre hızla yayılan kahvehaneler sayesinde halk kahveyle tanıştı. Günün her saati kitap ve güzel yazıların okunduğu, satranç ve tavlanın oynandığı, şiir ve edebiyat sohbetlerinin yapıldığı kahvehaneler ve kahve kültürü dönemin sosyal hayatına damgasını vurdu.

Saray mutfağında ve evlerde yerini alan kahve, çok miktarda tüketilmeye başlandı. Çiğ kahve çekirdekleri tavalarda kavrulduktan sonra dibeklerde dövülerek cezvelerde pişirilmek suretiyle içiliyor ve en itibarlı dostlara büyük bir özenle ikram ediliyordu. Kısa sürede, gerek İstanbul'a yolu düşen tüccarlar ve seyyahlar gerekse Osmanlı elçileri sayesinde Türk Kahvesinin lezzeti ve ünü önce Avrupa'yı oradan da tüm dünyayı sardı.


Baklava
BaklavaBaklava, başta Türk olmak üzere Orta Doğu, Balkan ve Güney Asya mutfaklarında yer etmiş önemli bir hamur tatlısıdır. Özetle, ince yufkaların arasına yöreye göre ceviz, antep fıstığı veya fındık konarak yapılır. Genel olarak şeker şerbeti ile tatlandırılır. Ayrıca bal şerbeti de kullanılabilir. Bazı ticari firmalar kendi özel şerbetlerini kullanırlar.

Baklava sözcüğü Türkçe kökenlidir. Eski Türkçe'de baklağu, baklağı olarak geçer. BaklavaBirçok ulusun mutfağında yer etmiş baklava birçok ulus tarafından da sahiplenilir. Baklavanın gelişim tarihi tutulmadığından bu konu belirsiz olsa da bulunan kanıtlar onun Orta Asya Türk kökenli bir tatlı olduğunu göstermektedir. Zamanla Topkapı Sarayı'nda bugünkü halini almıştır.

Vrıonis (1971), Deipnosopiste'de belirtilen gastris, kopte, kopton veya koptoplakos gibi eski Yunan tatlılarını baklava olarak tanımlamıştır ve bunların Bizans tatlısı olduğunu iddia etmiştir. Ancak Perry (1994) bu tatlıların baklava olmadığını çünkü bu tatlıların hamur içermediğini göstermiştir. Bu tatlılar fındık ve balın karıştırılmasıyla yapılıyordu ve bugünkü pasteli veya helvaya benziyorlardı.

Perry ayrıca ince ekmeğin (yufka) arasına malzemeler koyularak yapılan yemeklerin (örn. börek) Türk kökenli olduğunu ve bu tekniğin Orta Asya Türk kökenli olduğunu belirtmiştir. Ayrıyeten her yıl Ramazan'ın 15'inde yeniçeriler Osmanlı sultanlarına tepsiler halinde baklavalar sunuyorlardı ve bu törene Baklava alayı deniyordu.

Baklava'nın kökeninin Süryanilere dayandığı iddia edilse de bu iddiayı destekleyen bir kanıt bulunamamıştır. Claudia Roden ve Andrew Dalby Osmanlı döneminden önceki Yunan, Arap ve Doğu Roma(Bizans) kaynaklarında baklavadan bahsedilmediğini belirtmişlerdir.

Baklava benzeri bir tatlıya dair ilk kayıtlar Çin Yuan (Moğol) hanedanlığı zamanındaki bir yemek kitabına (1330) dayanır. Tarif edilen tatlının ismi güllaçtır ve büyük ihtimalle bugün bildiğimiz güllacı kastetmektedir.


Döner
DönerDöner kebabı veya kısaca döner, iç yağla ve yöresel baharatlarla iyice terbiyelenmiş ve dövülmüş et parçalarının, bir bir şişin üzerine geçirilerek, dik bir şekilde asıldıkları odun ateşi karşısında pişirildikleri kebap türüdür.Orjinali Koyun Ve Kuzu etinden yapilandir.

DönerDöner kebabın kökleri Erzurum Oltu Kebabına dayanmaktadir. Daha sonra 19. yüzylda Bursa'da İskender Kebap ile bugünkü formunu almıştır. Ekmek arası döner ilk olarak İstanbul'da 1960'lı yıllarda satılmaya başlamıştır. Öte yandan soslu Türk döneri ilk olarak 1971 yılında Berlin Kreuzberg'te Alman müşterilerin beğenisine sunulmuş ve 80'li yıllarda sosisle büyük bir rekabet içerisine girmiştir. Bugün Almanya'nın en sevilen fast food yiyeceğidir. Ayrıca Avusturya, İsviçre ve Fransa'da hızla yayılmaktadır. 1990'lar sonu 2000'li yıllar başı itibariyle yeni döner türleri tüketicinin beğenisine sunulmuştur.


Gözleme
GözlemeGözleme ince olarak açılmış yufkanın çeşitli içlerle doldurulduktan sonra saç üzerinde pişirilmesi şeklinde hazırlanan bir yiyecektir.

GözlemeToronto Türk Festivalinde döner ve tantuni ile birlikte en çok ilgi gösterilen yemek çeşitlerinden biridir. Lezzetinin yanında geleneksel şekilde yapılışı Kanada'lılar tarafından ilgiyle izlenir.

Gözleme çeşitleri: Ispanaklı, Peynirli, Kıymalı, Yumurtlalı, Patetesli, Mantarlı veya bunların karışımlarıyla yapılır. Günümüzde bal ve muzla da yapılan gözleme, sıcak yenilen bir aperatifdir.



Dolma & Sarma
Dolma & SarmaDolma, Türk mutfağında önemli yeri olan bir yemek çeşididir. 537 çeşit patlıcan yemeğinin olduğu Türk mutfağının, hemen her yörede yapılan milli yemeklerinden biridir. Hemen her sebzeden dolma yapılır. (domates, soğan, yaprak sarma, patlıcan, kabak, gibi)

Dolma & SarmaDolma yemeği, komşu ülkelerde de hemen hemen aynı Türkçe isimle yapılmaktadır. Dolmanın tarihi Orta Asya Türkleri'ne kadar uzanır. Hayvancılıkta zamanın teknolojisinin üst seviyesinde olan Türkler, tarım düzenine geçtikten sonra da yiyeceklerini kurutarak saklamışlardır. Yazın bol olan yiyecekler, kışın tüketilmek üzere kurutulmuşlardır. Kurutulan yiyeceklerin bir türü de sebzelerdir. Bunlar, özellikle dolma ve sulu yemek yapmak için kurutulmuşlardır.

Dolma, kıymalı yada kıyma olmaksızın (zeytinyağlı) yapılabilir. Zeytinyağlı dolma genelde soğuk yenir. Her iki çeşitte de yoğurtla servis yapılır.


Mantı
MantıMantı, çeşitli baharatlarla çeşnilendirilen kıymanın, küçük hamur parçalarının içine konulması ve bu hamur parçalarının suda haşlanması ile yapılan etli hamur yemeğidir. Türk mutfağının olduğu kadar diğer Orta Asya mutfaklarının da bir parçası olan mantı, eski SSCB ülkelerinde de popüler bir yiyecektir. Orta Asya'dan Anadolu'ya göçebe Türkler tarafından getirilmiştir.

Üzerine sarımsaklı yoğurt, salça ve erimiş teryağı dökülerek ve sumak, kuru nane, kırmızıbiber ekilerek servis yapılır. Türkiye'nin en güzel, en çok sevilen yöresel yemeklerinden biri olarak sunulmaktadır. Mantı Kayseri ile özdeşleştirilmiştir.


Çay
Çay“Çaysız sohbet, aysız gök yüzü gibidir”

Tüm dünyada günlük yaşamın bir parçası olarak yerini alan çay, farklı toplumlarda, farklı alışkanlıklarla tüketiliyor. Binlerce yıllık bir geleneğin simgesi olan çayı tüketme biçim ve tercihleri her ne kadar farklı olsa da, ortak olan nokta aynı: Doğal ve sağlıklı bir zindelik.

Çayın ilk yudumlanışı çok eskilere, M.Ö. 2737 yılına, Çin İmparatorluğuna kadar dayanır. Çayın Avrupa’da ilk söz edilişi ise binlerce yıl sonra, 1559 yılında gerçekleşir. Amerika’da, sıcak havalarda çay satmakta zorlanan Richard Blechynden , çayı soğuk halde sunmayı akıl eder. Amerika kökenli Ice Tea kavramı da işte bu tesadüfle doğar.

Dünyada en çok çay tüketen ülkeler arasında Türkiye’nin de yer aldığının da unutmadan altını çizelim. 1900’lü yıllara kadar çayı tanımayan ve tam bir ’kahve tiryakisi’ olan ülkemizde bugün çay, sudan sonra en sık tüketilen içecek haline gelmiş durumda. Gün boyunca çay içmemizin yanı sıra, kendimize özgü demleme usulü, ince belli cam bardaklar, kıtlama çay gibi katkılarımızla çayın kültür tarihine eklediklerimiz yadsınamaz, hele destanlarımıza, türkülerimize, ilahilerimize ve manilerimize de girdiği hatırlanırsa...


Ayran
AyranAyran, yoğurdun içine su katılarak elde edilen bir içecektir. Göktürkler tarafından bir sefer sırasında ekşimiş yoğurdun ekşiliğini hafifletmek amacıyla üzerine su eklenmesiyle tesadüfen bulunmuştur.

Son yıllarda dünyanın bir çok ülkesinde beğeniyle tüketilmektedir. Ayran genelde et yemekleriyle birlikte soğuk olarak servis yapılır.


Yemek Tarifleri

Türk Kahvesi

1 çay kaşığı dolusu Türk Kahvesi
1 ck toz şeker, bu şeker az şekerli içenler için (şekeri isteğinize göre ayarlayın)
1 fincan su (fincanı tepeleme doldurmayın, köpük payı boşluk bırakmanız gerekiyor)

Önce ocağı en yüksek ısıya getirin. Cezveye önce toz şekeri, sonra Türk Kahvesini koyun. Ölçerek suyunuzu ilave edin. Cezveyi ocağa koyup kaşık ile yavaş yavaş karıştırarak kahvenin su ile birleşmesini sağlayın. Artık karıştırmayıp, köpüklerin oluşmasını bekleyin. Köpükler kabarmaya başlayınca cezveyi ocaktan alıp fincana boşaltın. Kahveyi fazla kabartmayın köpük kesilmesin. Afiyet olsun.


Baklava

Şurup:
1 1/4 kap su
1 3/4 kap şeker
1 yk limon suyu
Baklava:
454 gr (1 lb) Phyllo Pastry (~20-22 yufka)
1 kap + 3 yk tuzsuz tereyağ, eritilmiş
1 1/2 kap şam fıstık, çekilmiş, toz haline getirmeyin, taneli olmalı
(çekildikten sonraki ölçü verilmiştir)
6 yk % 35 krema
3L (13x9x2") pyrex

Önce şurubu hazırlamak için, su ve şekeri orta boy bir tencerenin için koyun, ocağı orta sıcaklığa getirin. Kaynamaya başladıktan 5 dakika sonra, ocağı kısın ve 15 dakika düşük ısıda pişirin. Ocağın altını kapatın ve limon suyunu ilave edin. Başka bir kaba geçirip, çabuk soğumasını sağlayın.

Yufkaları muntazam bir şekilde üst üste tezgahın üzerine yayın. Yufkaları* 20 cm x 30 cm genişliğinde iki blok halinde kesin. Yufkalar bu ölçüler ile Pyrex kabın içine tam olarak sığacaktır. Blokları birleştirmeyin, yarısını baklavanın altına, diğer yarısınıda üstüne kullanacaksınız. Toplam ~20 şer den 2 blok yufka var.

Erimiş tereyağını, çekilmiş fıstıkları ve 6 yemek kaşığı kremayı yanınızda hazır edin. Önce Pyrex kabın içini fırça ile yağlayın. Her iki yufkada bir, fırça yardımı ile yufkaların üzerine tereyağ sürün. Birinci blok yufkalar bittikten sonra 6 yemek kaşığı kremayı üstteki yufkaya her yere gelecek şekilde yayın.

Dövülmüş şam fıstığını muntazam bir şekilde kremanın üzerine yayın. İkinci bloktaki yufkaları da aynı şekilde, her iki yufkada bir yağlıyarak bitirin. En üste de yağ sürmeyi unutmayın. Yağın tam olarak yetişmesi gerekiyor.

Keskin bir bıçağı sıcak su ile ıslatın. Enine 4, boyuna 6, toplam 24 baklava dilimi olacak şekilde yufkaların yarısına, yani fıstıklara kadar gelecek şekilde kesin. Kesme sırasında yarıdan aşağıya inmeyin! Bu şekilde üst kısımdaki katlar hazır baklavalar gibi olacaktır.

Fırını 375 F getirip ısıtın. Pyrexi orta kata yerleştirin. 25 dakika bu ısıda pişirin. Baklavayı dışarı çıkarmadan fırının ısısını 325 F düşürün ve 30 dakika daha pişirin.

Baklavayı fırından çıkarın ve 10 dakika oda sıcaklığında bekletin. Kestiğiniz yerlerden, tam olarak aşağıya kadar inerek tekrar kesin. Bu kısım biraz zor gelebilir ama sonuç çok güzel olacağı için değiyor.

Soğumuş olan şurubu kaşık ile "kestiğiniz yerlerden" baklavaya dökün. Şurubu tümü ile baklavanın üzerine dökerseniz üstleri de yumuşayacağı için, baklava güzel olmayacaktır.

Her baklava diliminin üzerine dövülmüş şam fıstık serpin. Tümüyle soğuduktan sonra servis yapın. En az 4 saat bekletin. Ilık servis yapmayın, şurubu iyice emmesi gerekiyor. Üzerini kapamak için aluminiyum kullanın, naylon kullanmayın.

* Yufkaların kullanılan kabin veya tepsinin büyüklüğünde olması gerekmektedir.


Gözleme


Hamur:
1 kap un
1/2 kaptan biraz daha az iyi su, oda sıcaklığında
1 ck tuz
İç malzemesi:
1/2 kap beyaz peynir, ufalanmış
1/4 kap maydanoz, küçük doğranmış
Üzeri için:
1 yk tereyağ, eritilmiş

Çukur bir kaba un ve tuzu koyun. Üzerine yavaş yavaş suyu dökerek yoğurun. Hamur haline gelince biraz unlanmış tezgahın üzerine alın. 10 dakika kadar yoğurun, içinde hiç putur kalmasın. Nemli bir bez veya kağıt havlu ile üzerini örtün, 15 dakika bekletin. Hamura baton ekmek şekli verin ve 4 parçaya kesin. Her parçayı aşağı yukarı 25 cm çapında ince bir şekilde merdane ile açın.

İç malzemeyi, yufkanın orta yerine eşit bir şekilde yayın. Önce karşılıklı iki tarafı üst üste gelecek şekilde katlayın. Sonra diğer 3. kenarı en son olarak da 4. kenarı katlayıp kapatın.

Teflon tavayı ortanın hemen altındaki ısıda ısıtın. Yufkanın, önce bir yüzünü göz göz olana kadar pişirin, dondurun. Üstte pişen kısma fırça ile tereyağ sürün. Alt yüzü de pişince servis tabağına koyup bu yüzü de yağlayın. Diğer gözlemeleri de aynı şekilde pişirin. Soğutmadan Ayran ile servis yapın.

Kıyma, ıspanak, patates veya közlenmiş patlıcan ile de gözleme hazırlayabilirsiniz.

Mantı

1 paket (400 gr) küçük boy Çin Böreği hamuru, 3.5 x 3.5 inch kare

İç malzeme:
150 gr orta yağlı kıyma
1 küçük boy soğan, rendelenmiş
Tuz
Karabiber

Üst sosu:
1 kap sarımsaklı yoğurt
2 yemek kaşığı tereyağ
Acı veya tatlı kırmızı biber

Hamurları, çaprazlama dört eşit parçaya bölün. Hepsini masanın üzerine muntazam bir şekilde dizin. Elinizle, karıştırdığınız iç malzemeyi, hamurların ortalarına leblebi büyüklüğünde koyun. Yanınızda küçük bir tabak içinde su bulundurun. Küçük parmağınız ile hamurların kenarlarını ıslatarak üçgen şeklinde kapatın.

Büyük boy tencerenin yarısına kadar su ile doldurun, 1 yemek kaşığı tuz ve biraz yağ koyun (mantıların birbirine yapışmasını önlemek için). Su kaynamaya başladığı zaman, mantıları tencereye atın. Arada sırada karıştırarak tam 10 dakika pişirin.

Delikli bir kaşıkla tabaklara koyun. Bu arada tereyağını küçük boy bir tavada eritin, üzerine biberi koyun, karıştırın, köpüklenince hemen ateşten alın. Mantının üzerine önce yoğurt sonra kırmızı biberi koyup servis yapın.


Sponsors

Anasayfa  |  Hakkımızda  |  Mutfak  |  Gösteri  |  Multimedya  |  Bize Ulaşın
Media 55 tasarladı    |    Canadian Turkish Friendship Community © 2009